Sosyal Pusula

Yeni medya ve dijital pazarlama alanındaki en büyük fikir liderlerinden biri olan Brian Solis’in 2010’da yayınladığı Engage! kitabında yer verdiği “Social Marketing Compass” ya da sonradan güncellediği adıyla “Social Compass”, hızla değişen sosyal medyada hala güncelliğini koruyan ve bence bu nedenle çok değerli bir model.

http://www.briansolis.com/2009/10/introducing-the-social-compass/

 

Önümüzde birden çok seçenek ve yön var. Burda yapmamız gereken bu sosyal pusulayı tıpkı gerçek bir pusula gibi kullanmak. Öncelikle merkezde yer alan markadan dışarıya doğru giderek, hedef kitlemizi belirlememiz önemli. Blogger’lar, trendsetter’lar, geleneksel medya vb. arasında seçeceğimiz hedef kitlemize göre sonraki aşamalarda onlara ulaşmada “ne”yi, “nasıl”, “ne zaman” ve “neden” komünike edeceğimize karar veriyor olacağız. Hedef kitlenin belirlenmesinin ardından, pusulanın yeşil katmanında kullanılabilecek farklı platform alternatifleri ve bir sonraki seviyede de firmanın söyleyeceklerini yaymada kullanacağı kanallar belirtiliyor. Bu kanallara, SEO, user-generated content (kullanıcıların yarattığı içerik), promosyonlar ve crowdsourced araçlar örnek olarak verilebilir.

Pusulanın son katmanı ise duygulara yönelik. Solis’in dediği gibi “the socialization of the Web is powered by people”, yani internetin sosyalleşmesi, gücünü insandan alan bir olgu. Dolayısıyla her alanda olduğu gibi sosyal medyada da duyguları iletişimin temel parçası haline getirmek kaçınılmaz. Pusulanın tüketicilerle duygusal bir bağ kurmada gösterdiği seçenekleri ise aşağıda orjinal İngilizce isimlerinin beraberinde kısa açıklamalarla özetledim:

  • Reciprocation — “karşılıklılık” manasına geliyor. Yani tüketicilerden aldığımız kadar onlara birşeyler geri veriyor olmalıyız. Satın alımları olsun, paylaştıkları fikirler olsun biz pazarlamacılar için çok önemli ve bunu da onlara hissettirmeliyiz.
  • Empathy — tüketicilerle empati kurarak ürünümüzü aslında neden aldıklarını, markamızı neden beğendiklerini anlamak çok önemli.
  • Recognition — tüketicilerin yaptıklarını onaylıyor olmamız ve davranışlarını takdir etmemiz de çok önemli.
  • Core values — markamıza ve markamızın yaptıklarına temel değerler atfetmemiz, aslında bunları bir amaç uğruna yapıyor olduğumuzu (örneğin çevrecilik, temiz teknoloji, insan hakları gibi) göstermemiz inandırıcılık ve tüketiciyle bağ kurmamız açısından çok faydalı olacaktır.
  • Resolution — ürünümüzün tüketicilerin bir sorununa çözüm sağlıyor olduğunu göstermeliyiz.
  • Empowerment — “yetkilendirme” manasına geliyor. Tüketicilere daha önce bizim ürünümüz olmadan yapamadıkları birşeyi şimdi bizim sayemizde yapabiliyor olduklarını hissettirmeliyiz.
  • Humanization — Tüketicilerle asla materyalist bir bakış açısıyla değil, insancıl ve onlara değerli bireyler olduğunu hissettirir şekilde iletişim kurmalıyız.
  • Honesty — iletişimimizde hiçbir zaman dürüstlüğü elden bırakmamalıyız.
  • Reward — tüketicileri satın alımları için ödüllendirmeliyiz.
  • Value proposition — tüketicilerin ürünümüzü tüketerek ne fayda elde ettiklerini net bir şekilde ortaya koyuyor olmalıyız.
  • Believability — aslına bunu iki boyutlu düşünebiliriz: hem iletişimimizde inandırıcı olmalı, hem de tüketicilere inanacakları bir fayda sunmalıyız.
  • Sincerity — Her zaman içten, samimi davranarak tüketicinin güvenini kazanmalıyız.

 

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s